İmar Planlarına Karşı Mülkiyet Hakkına Dayalı Olarak Yeniden Başvuru ve Dava Açma İmkânı
- Just Hukuk

- 4 saat önce
- 3 dakikada okunur

Anahtar Kelimeler: İmar planı, imar planı değişikliği, mülkiyet hakkı, dava açma süresi, İYUK m.10, mahkemeye erişim hakkı, imar hukukunda dava, Anayasa Mahkemesi Kararı, Danıştay 6. Daire
Bir imar planı kesinleşti ve plana karşı dava açma süresi de geçti. Taşınmaz malikinin artık bu planı hiçbir şekilde yargı önüne taşıma imkânı yok mudur?
Bu soruya verilecek cevap, imar planlarının zaman içerisinde değişen koşullara uyarlanabilmesi ve mülkiyet hakkının devam eden niteliği nedeniyle sanıldığı kadar basit değildir. Nitekim Danıştay Altıncı Dairesi, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkına dayanarak imar planı değişikliği talebiyle idareye yeniden başvurabileceğini ve bu başvurunun reddi üzerine dava açabileceğini kabul etmektedir.
Bu yaklaşım, Anayasa Mahkemesi'nin mahkemeye erişim hakkına ilişkin değerlendirmeleriyle de örtüşmektedir.
İmar Planları Değişen Koşullara Göre Yeniden Değerlendirilebilir
İmar planları, yapıldıkları tarihteki koşulları esas almakla birlikte, toplumsal, ekonomik ve fiziksel koşulların değişmesi karşısında yeniden değerlendirilebilir. Danıştay'a göre, üst ölçekli planlarda belirlenen ana ilke, strateji ve kararlara aykırı olmamak kaydıyla alt ölçekli planlarda değişen ihtiyaçlara cevap verecek değişiklikler yapılması, planlama sürecinin dinamik yapısının doğal bir sonucudur. Bu değişiklikler idare tarafından resen yapılabileceği gibi, taşınmaz maliklerinin talebi üzerine de gerçekleştirilebilir.
Bu nokta, dava açma süreleri bakımından özel bir önem taşımaktadır. Çünkü bir imar planının ilk onaylandığı tarihte dava açmamış olmak, taşınmaz üzerindeki plan kararının ilerleyen yıllarda ortaya çıkan koşullar karşısında hiçbir şekilde tartışma konusu yapılamayacağı anlamına gelmez.
Mülkiyet Hakkı, İYUK m.10 Kapsamında Yeni Bir Başvurunun Dayanağı Olabilir
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi, ilgililere haklarında idari işlem tesis edilmesi amacıyla idareye başvurma imkânı tanımaktadır. Danıştay, taşınmaz maliklerinin imar planının mülkiyet haklarını etkileyen yönlerinin değiştirilmesi amacıyla yaptıkları başvuruların da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir.
Bunun temelinde mülkiyet hakkının devam eden niteliği bulunmaktadır. İmar planı, taşınmazın kullanım biçimini ve dolayısıyla malikinin mülkiyet hakkından yararlanma imkanını doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle, mülkiyet hakkından kaynaklanan sınırlamanın devam ettiği durumlarda malik, plan değişikliği talebiyle idareye başvurabilir. Talebin reddedilmesi üzerine de bu yeni işleme karşı dava açabilir.
Burada söz konusu olan, geçirilmiş olan dava açma süresinin yeniden canlandırılması değildir. Yeni başvuru, devam eden mülkiyet hakkına dayanan yeni bir idari süreç başlatmaktadır. Dolayısıyla dava konusu edilen işlem de eski imar planı değil, plan değişikliği talebinin reddine ilişkin yeni idari işlemdir.
Anayasa Mahkemesi'nin Mahkemeye Erişim Yaklaşımı
Bu hukuki çerçevenin anayasal boyutunda Anayasa Mahkemesi'nin 08.11.2017 tarihli ve B. No: 2014/17738 sayılı Ali Sayıcı ve diğerleri kararı önem taşımaktadır.
AYM, mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığını ve idari istikrarın sağlanması amacıyla dava açma sürelerinin öngörülmesinin meşru olduğunu kabul etmektedir. Ancak bu sınırlamaların hakkın özünü zedelememesi ve ölçülü olması gerekir.
AYM'nin yaklaşımında belirleyici olan noktalardan biri de, dava açma süresinin geçirilmiş olmasının kişiyi gelecekte ortaya çıkabilecek yeni bir hukuki durum karşısında tamamen yargısal denetim dışında bırakmamasıdır. Nitekim AYM, taşınmaz maliklerinin ileriye yönelik olarak imar planı değişikliği talebiyle idareye başvurabileceklerini ve talebin reddi hâlinde bu işlemi dava konusu edebileceklerini açıkça kabul etmiştir.
Bu yaklaşım, bir yandan kesinleşmiş idari işlemlerin hukuki istikrarını korurken diğer yandan devam eden mülkiyet hakkının tamamen yargısal denetim dışında kalmasını önleyen bir denge kurmaktadır.
İmar Planı ile Mülkiyet Hakkı Arasındaki Süregelen İlişki
Dolayısıyla imar planlarında dava açma süresi bakımından “plan kesinleşti, artık hiçbir şekilde dava açılamaz” şeklinde mutlak bir yaklaşım doğru değildir. Eski plana karşı doğrudan dava açma süresi elbette geçirilemez; ancak taşınmazın mevcut kullanımını ve malikinin mülkiyet hakkını etkileyen plan kararının değiştirilmesi için yeni koşullara veya devam eden mülkiyet hakkına dayanılarak idareye başvurulması mümkündür.
Bu başvurunun reddi ise yeni bir idari işlemdir ve İYUK m.10 çerçevesinde yargısal denetime konu olabilir. Böylece dava açma sürelerine ilişkin hukuki istikrar ile mülkiyet hakkının ve mahkemeye erişim hakkının etkili biçimde korunması arasında bir denge kurulmaktadır.
Danıştay Altıncı Dairesi'nin 07.01.2025 tarihli, E.2024/5965, K.2025/26 sayılı kararı da bu yaklaşımın somut bir uygulamasını ortaya koymaktadır.




Yorumlar