Anayasa Mahkemesi’nden Azami Öğrenim Süresine İlişkin Karar: Dokuz Yıllık Süre Anayasa’ya Uygun

Anahtar Kelimeler: Eğitim ve Öğrenim Hakkı, Azami Öğrenim Süresi, Ölçülülük İlkesi, Hukuk Devleti, Anayasa m.13, Anayasa m.42, Yükseköğretim, Üniversite
İlgili AYM Kararı:Anayasa Mahkemesi, E.2025/230, K.2026/110, 13.05.2026
Kararın Konusu
Anayasa Mahkemesi, altı yıl süreli lisans programlarının azami dokuz yıl içinde tamamlanmasını öngören 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 44. maddesindeki düzenlemenin Anayasa'ya uygunluğunu incelemiştir. Başvuru, azami öğrenim süresinin dolması nedeniyle üniversiteyle ilişiği kesilen bir öğrencinin açtığı dava kapsamında yapılmıştır.
AYM’nin Değerlendirmesi
Mahkeme öncelikle eğitim ve öğrenim hakkının Anayasa'nın 42. maddesiyle güvence altına alınmış temel bir hak olduğunu, ancak bu hakkın mutlak ve sınırsız olmadığını belirtmiştir. Anayasa'nın 42. maddesindeki “öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir” hükmü, kanun koyucuya bu konuda belirli bir takdir alanı tanımaktadır.
Bununla birlikte eğitim hakkına getirilen sınırlamanın Anayasa'nın 13. maddesindeki ölçülülük şartlarını taşıması gerekir. AYM bu kapsamda elverişlilik, gereklilik ve orantılılık kriterlerini uygulamıştır.
Mahkemeye göre azami öğrenim süresinin belirlenmesindeki amaç; kamu kaynaklarının kamu yararına uygun kullanılmasını ve yükseköğretimde eğitim kalitesinin korunmasını sağlamaktır. Dokuz yıllık sürenin bu amaç bakımından elverişli ve gerekli olduğu değerlendirilmiştir.
Kararın özellikle dikkat çekici yönü ise orantılılık değerlendirmesidir. AYM, altı yıllık normal öğrenim süresine üç yıl daha eklenerek toplam dokuz yıllık bir süre tanındığına dikkat çekmiştir. Ayrıca azami sürenin sonunda öğrencilere belirli koşullarda ek sınav ve sınav hakkı tanıyan mekanizmaların bulunduğunu belirtmiştir. Bu güvenceler nedeniyle düzenlemenin öğrenciye aşırı bir külfet yüklemediği sonucuna ulaşılmıştır.
Sonuç
AYM, altı yıllık lisans programlarının azami dokuz yılda tamamlanmasını öngören düzenlemenin Anayasa'nın 13. ve 42. maddelerine aykırı olmadığına karar vermiş ve itirazı reddetmiştir. Anayasa'nın 2. maddesi yönünden ise ayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir. Karar 13 Mayıs 2026 tarihinde oybirliğiyle verilmiştir.
Karar, eğitim hakkının korunması ile yükseköğretim sisteminin kamu kaynaklarının etkin kullanımı ve eğitim kalitesinin korunması gibi kamusal amaçlar arasında denge kurulabileceğini göstermesi bakımından önemlidir. AYM'nin yaklaşımında, bir temel hakka müdahalenin tek başına yeterli olmadığı; müdahalenin kanuni, öngörülebilir, meşru amaçlı ve ölçülü olması gerektiği, ayrıca bireye yüklenen külfeti hafifleten mekanizmaların da dikkate alınması gerektiği görülmektedir.



