top of page

Arazi Toplulaştırmasında Sabit Tesislerin Korunması ve Parsel Değişiklikleri

  • 5 gün önce
  • 2 dakikada okunur


Danıştay Dördüncü Dairesi, E.2023/12783, K.2024/5332, T.03.10.2024


Anahtar Kelimeler: Arazi toplulaştırma, sabit tesis, parselasyon, taşınmaz, katılım payı, 3083 sayılı Kanun


Arazi toplulaştırması, tarım arazilerinin daha verimli ve ekonomik şekilde kullanılmasını sağlamak amacıyla parsellerin yeniden düzenlenmesini gerektirir. Ancak bu süreçte maliklerin mevcut taşınmazlarının ve üzerindeki yapı ve tesislerin ne ölçüde korunacağı da önemli bir hukuki sorundur. Özellikle sabit tesislerin bulunduğu parsellerin yeniden düzenlenmesinde, eski durumun aynen korunması zorunlu mudur?


Danıştay Dördüncü Dairesinin 03.10.2024 tarihli kararı, bu soruya ilişkin önemli bir değerlendirme içermektedir.


Sabit tesislerin korunması mutlak değil

3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu kapsamında gerçekleştirilen arazi toplulaştırmasında, ilgili mevzuat uyarınca sabit tesislerin mümkün olduğunca eski maliklerine verilecek şekilde parselasyon yapılması öngörülmektedir.


Somut olayda toplulaştırma sonucunda davacıya tahsis edilen parselin sınırlarında bazı değişiklikler meydana gelmiş; mevcut duvar ve kavak ağaçlarının bir kısmı yeni parsel sınırlarının dışında kalmıştır.


Danıştay, toplulaştırmanın doğal sonucu olarak parsellerde belirli ölçüde kaymalar meydana gelebileceğini ve eski parsel sınırlarının her durumda birebir korunmasının mümkün olmadığını kabul etmiştir.


Daire ayrıca, mevzuatta sabit tesislerin korunmasına ilişkin düzenlemenin mutlak bir koruma sağlamadığına dikkat çekmiştir. Zira düzenleme, sabit tesislerin eski maliklerine “mümkün olduğunca” verilmesini öngörmektedir. Bu nedenle teknik zorunlulukların bulunduğu hâllerde sabit tesisin eski yerinde bırakılmaması tek başına toplulaştırma işlemini hukuka aykırı hâle getirmemektedir.


Kararın önemi

Karar, arazi toplulaştırmasının temel amacı ile taşınmaz maliklerinin mevcut durumunun korunması arasındaki denge bakımından önem taşımaktadır.


Danıştay'ın yaklaşımına göre, toplulaştırma sonucunda parselin eski sınırlarının veya üzerindeki her unsurun aynen korunması gereken mutlak bir hak bulunmamaktadır. Esas olan, toplulaştırmanın teknik gereklerinin mevzuata uygun biçimde yerine getirilmesi ve maliklerin haklarının mümkün olduğunca korunmasıdır.


Bu nedenle sabit tesislerin korunmasına ilişkin düzenlemeler, toplulaştırma işlemlerini tamamen sınırlayan mutlak kurallar olarak değil, teknik ve hukuki imkânlar ölçüsünde gözetilmesi gereken bir planlama ilkesi olarak değerlendirilmelidir.


Sonuç olarak karar, arazi toplulaştırmalarında “eski durumun aynen korunması” ile “toplulaştırmanın teknik gereklilikleri” arasındaki dengenin nasıl kurulacağı konusunda yol gösterici niteliktedir.

 

 
 

©2022 by Just Hukuk

bottom of page