İdarenin Hizmet Kusuru ve Manevi Tazminat Sorumluluğu: Danıştay 10. Dairesinin Ambulans Hizmeti ve Başıboş Köpek Saldırısına İlişkin Kararları
- 24 saat önce
- 3 dakikada okunur

Anahtar Kelimeler: Hizmet Kusuru, Manevi Tazminat, İdarenin Sorumluluğu, Tam Yargı Davası, İYUK m.13, Kamu Hizmeti, İdari Eylem, Danıştay 10. Dairesi
İlgili Danıştay Kararları:
Danıştay 10. Dairesi, E.2023/3339, K.2025/97, 13.01.2025
Danıştay 10. Dairesi, E.2022/8766, K.2025/1686, 19.03.2025
1. İdarenin Eylemlerinden Doğan Zararlarda Sorumluluk
Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. İdarenin kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında kişilere verdiği zararların tazmini bakımından temel hukuki yol ise tam yargı davasıdır.
Özellikle doğrudan bir idari işlemden değil, idarenin fiili davranışından veya gerekli tedbirleri almamasından kaynaklanan zararlar bakımından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi önem taşımaktadır. Anılan maddeye göre, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların, dava açmadan önce ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri; başvurunun reddedilmesi veya altmış gün içinde cevap verilmemesi hâlinde ise tam yargı davası açmaları mümkündür.
Bu kapsamda idarenin tazmin sorumluluğunun doğabilmesi için genel olarak zararın varlığı, zararın idari eylemle uygun nedensellik bağı içinde bulunması ve olayda hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk esaslarından birinin bulunması gerekir.
2. Hizmet Kusuru Kavramı
Hizmet kusuru, kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya yürütülmesinde ortaya çıkan nesnel nitelikteki aksaklık, eksiklik veya bozukluğu ifade eder.
Kamu hizmetinin hiç işlememesi, geç işlemesi veya gereği gibi işlememesi hizmet kusurunun temel görünümleridir. Dolayısıyla idarenin sorumluluğu yalnızca aktif bir eylemde bulunmasından kaynaklanmaz. İdarenin, yerine getirmekle yükümlü olduğu bir kamu hizmeti kapsamında gerekli tedbirleri almaması veya hizmeti gerektiği şekilde organize etmemesi de koşulları oluştuğunda hizmet kusuru teşkil edebilir.
Bununla birlikte, her zararın idare tarafından karşılanması söz konusu değildir. Zarar ile idari faaliyet arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zararın hizmet kusuru veya başka bir idari sorumluluk sebebiyle idareye yüklenebilmesi gerekir.
Manevi tazminat bakımından ise amaç, meydana gelen manevi zararın tamamen ekonomik olarak karşılanmasından ziyade, kişinin yaşadığı elem, üzüntü ve ruhsal etkilenmenin kısmen giderilmesini sağlayacak bir tatmin sunmaktır. Tazminat miktarının belirlenmesinde olayın niteliği, zararın ağırlığı ve idarenin kusurunun derecesi dikkate alınmalıdır.
3. Danıştay 10. Dairesinin Yakın Tarihli İki Kararında Hizmet Kusuru ve Manevi Tazminat
Yukarıdaki genel ilkeler, farklı nitelikteki idari eylemler bakımından da hizmet kusurunun nasıl değerlendirildiğini göstermektedir. Danıştay 10. Dairesinin 2025 tarihli iki kararı, bir kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında ortaya çıkan somut tehlikeye karşı gerekli tedbirlerin alınmaması ile doğrudan bir kamu hizmetinin sunulması sırasında meydana gelen olayların idarenin sorumluluğuna nasıl yansıyabileceğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir.
A. Ambulans İçerisinde Çıkan Yangın: Danıştay 10. Dairesi, E.2023/3339, K.2025/97
Olayda, bir hasta 07.10.2017 tarihinde Yeşilova Devlet Hastanesinden Burdur Devlet Hastanesine 112 acil yardım ambulansı ile nakledilirken ambulansın hasta bölümünde yangın çıkmış ve hasta hayatını kaybetmiştir.
Hasta yakınları tarafından Sağlık Bakanlığı aleyhine maddi ve manevi tazminat istemiyle tam yargı davası açılmıştır. İlk derece mahkemesi maddi tazminat istemini reddederken manevi tazminat istemini kabul etmiş; bu karar bölge idare mahkemesince de hukuka uygun bulunmuştur.
Danıştay 10. Dairesi de temyiz istemlerini reddederek kararı onamıştır. Böylece olayda sağlık hizmetinin yürütülmesi sırasında ortaya çıkan aksaklığın hizmet kusuru oluşturduğu ve meydana gelen ölüm nedeniyle yakınların manevi zararının tazmini gerektiği kabul edilmiştir.
Karar, hizmet kusurunun yalnızca klasik anlamda “yanlış bir işlem yapılması” şeklinde ortaya çıkmadığını; kamu hizmetinin güvenli ve gereği gibi yürütülmesini sağlayacak organizasyon ve tedbirlerin yetersizliği nedeniyle de idarenin sorumluluğunun gündeme gelebileceğini göstermektedir.
B. Başıboş Köpek Saldırısı: Danıştay 10. Dairesi, E.2022/8766, K.2025/1686
İkinci olayda ise Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü'nde düzenlenen bir törene katılan kişi, tören sonrasında aracına yürüdüğü sırada başıboş köpeklerin saldırısına uğrayarak yaralanmıştır.
Dosyada, Hacettepe Üniversitesi tarafından Çankaya Belediyesine daha önce farklı tarihlerde başıboş köpeklerle ilgili bildirimlerde bulunulduğu ve gerekli önlemlerin alınmasının istendiği görülmektedir. Buna rağmen belediye tarafından yeterli ve zamanında tedbir alınmaması nedeniyle ortaya çıkan zarardan Çankaya Belediyesinin sorumlu olduğu kabul edilmiş ve manevi tazminata hükmedilmiştir.
Danıştay 10. Dairesi, manevi tazminata ilişkin kısmı hukuka uygun bulmuş; ancak Hacettepe Üniversitesi lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi yönünden kararı bozmuştur.
Bu kararın özellikle dikkat çekici yönü, idarenin hareketsizliğinin hizmet kusuruna dönüşebilmesidir. Belediye, kamu düzeni ve kamu sağlığı bakımından yetki ve sorumluluk alanında bulunan bir tehlikeden haberdar olduğu hâlde gerekli tedbirleri zamanında almamışsa, ortaya çıkan zarar ile bu hizmet kusuru arasında uygun nedensellik bağının bulunması koşuluyla tazmin sorumluluğu doğabilecektir.
4. Sonuç
Danıştay 10. Dairesinin söz konusu iki kararı birlikte değerlendirildiğinde, idarenin hizmet kusurundan doğan sorumluluğunun yalnızca aktif eylemlerle sınırlı olmadığı görülmektedir.
Bir tarafta ambulans hizmetinin yürütülmesi sırasında meydana gelen olay, diğer tarafta ise bilinen bir tehlikeye karşı gerekli önlemlerin alınmaması söz konusudur. Her iki olayda da temel değerlendirme; kamu hizmetinin gereği gibi yürütülüp yürütülmediği, hizmette bir aksaklık bulunup bulunmadığı, zarar ile idari faaliyet arasındaki uygun nedensellik bağının varlığı ve meydana gelen manevi zararın niteliği üzerinden yapılmaktadır.
Bu nedenle idarenin eylem ve ihmallerinden kaynaklanan zararların tazmininde, yalnızca “idarenin bir kusuru var mı?” sorusuyla yetinilmemeli; kamu hizmetinin niteliği, idarenin somut yükümlülüğü, alınması gereken tedbirler, öngörülebilir risk, nedensellik bağı ve manevi zararın ağırlığı birlikte değerlendirilmelidir.



