Memurluktan Çıkarma Cezasında “Yüz Kızartıcı Hareket” ve Disiplin Hukukunda Tipiklik
- 6 gün önce
- 2 dakikada okunur

Danıştay İkinci Dairesi, E.2021/9381, K.2025/194, T.26.03.2025
Anahtar Kelimeler: Disiplin cezası, devlet memurluğundan çıkarma, disiplin hukukunda tipiklik, yüz kızartıcı hareket, demeç verme, 657 sayılı Kanun m.125
Disiplin hukukunda, özellikle devlet memurluğundan çıkarma gibi ağır sonuçlar doğuran yaptırımlar söz konusu olduğunda, idarenin bir fiili genel ve soyut değerlendirmelerle disiplin suçu olarak nitelendirmesi yeterli değildir. İsnat edilen eylemin, uygulanan disiplin normunda öngörülen fiil tanımına somut olarak uyması gerekir.
Danıştay İkinci Dairesinin 26.03.2025 tarihli kararı, bu ilkeyi 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesinde yer alan “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” fiili bakımından ortaya koymaktadır.
Uyuşmazlık neydi?
Başkomiser olarak görev yapan davacı, Çağlayan Adliyesi önünde medya mensuplarına yaptığı açıklamalar nedeniyle, 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddesi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmıştır.
İlk derece mahkemesi, açıklamanın Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Hükûmetin itibarını zedeleyici, yasama, yürütme ve yargı organlarını aşağılayıcı nitelikte olduğunu değerlendirerek davayı reddetmiştir. Bölge İdare Mahkemesi de bu kararı hukuka uygun bulmuştur.
Danıştay ise farklı bir değerlendirme yapmıştır.
“Tipiklik” şartı
Daire, disiplin cezalarının kamu görevlisinin mesleği üzerinde ağır sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekerek, Anayasa'nın 38. maddesinde güvence altına alınan “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesinin disiplin hukukunda da dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.
Buna göre, yaptırıma bağlanan fiilin mevzuatta açık biçimde tanımlanması ve somut olayda gerçekleşen eylemin bu tanıma uyması gerekir. Fiil, ilgili disiplin normunda öngörülen tanıma uymuyorsa verilen cezanın hukuka uygun olması mümkün değildir.
Danıştay bu nedenle somut olayda “tipiklik” şartının gerçekleşmediği sonucuna ulaşmış ve 125/E-g maddesine dayalı devlet memurluğundan çıkarma cezasını hukuka aykırı bulmuştur.
Kararın önemi
Kararın dikkat çekici tarafı, Danıştay'ın “yüz kızartıcı ve utanç verici hareket” gibi sınırları geniş yorumlanabilecek bir disiplin normunun, somut olayda gerçekleşen her türlü ağır veya rahatsız edici davranışı kapsayacak şekilde uygulanamayacağını ortaya koymasıdır.
Daire ayrıca, davacının eyleminin başka bir disiplin normuna uyması hâlinde idarenin buna göre işlem tesis edebileceğini belirtmiştir. Dolayısıyla karar, davacının fiilinin disiplin hukuku bakımından hiçbir şekilde yaptırıma konu olamayacağı anlamına gelmemekte; verilen cezanın dayandırıldığı 125/E-g maddesinin somut fiile uygulanamayacağını ortaya koymaktadır.
Sonuç olarak karar, disiplin hukukunda yaptırımın ağırlığı arttıkça kanunilik ve tipiklik denetiminin öneminin de arttığını göstermektedir. İdare, bir fiili yalnızca kamu hizmetinin veya kurumun itibarına aykırı gördüğü için, kanunda tanımlanan daha ağır bir disiplin suçunun kapsamına sokamaz; fiil ile uygulanan disiplin normu arasında somut ve hukuken denetlenebilir bir uyum bulunmalıdır.



