top of page

Üniversitede Güvenlik Tedbirlerinin Yetersizliği Nedeniyle İdarenin Sorumluluğu

  • 5 gün önce
  • 2 dakikada okunur


Danıştay Sekizinci Dairesi, E.2021/5745, K.2024/5065, T.04.10.2024

 

Anahtar Kelimeler: Tam yargı davası, hizmet kusuru, idarenin sorumluluğu, nedensellik bağı, güvenlik tedbirleri, üçüncü kişinin eylemi, kamu hizmeti

 

İdarenin sorumluluğu, yalnızca zararın doğrudan bir idari işlem veya eylemden kaynaklandığı hâllerle sınırlı değildir. Kamu hizmetinin gerektirdiği önlemlerin alınmaması da belirli koşullarda hizmet kusuru oluşturabilir. Özellikle üçüncü bir kişinin eylemiyle meydana gelen zararlarda, bu eylemin idarenin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırıp kaldırmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

 

Danıştay Sekizinci Dairesinin 04.10.2024 tarihli kararı, kamu binalarında güvenlik hizmetlerinin gereği gibi yürütülmemesi nedeniyle ortaya çıkan ölüm sonucunda idarenin hizmet kusuruna dayalı sorumluluğunu ele alması bakımından dikkat çekicidir.

 

Tam yargı davası ve idarenin sorumluluğu

Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmüne yer verilmiştir. İdarenin sorumluluğunun yargısal yoldan ileri sürülmesinin temel araçlarından biri ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde düzenlenen tam yargı davasıdır. Bu dava türü, idari eylem ve işlemler nedeniyle kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılabilmektedir.

 

Danıştay da kararında, idarenin kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazmin etmekle yükümlü olduğunu; hizmetin kötü veya geç işlemesi ya da gereği gibi yürütülmemesi nedeniyle ortaya çıkan zararların hizmet kusuru kapsamında tazmin edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

 

Somut olayda hizmet kusuru

Uyuşmazlık, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesinde görev yapan bir kişinin, aynı üniversitede görevli başka bir personelin silahlı saldırısı sonucunda hayatını kaybetmesi üzerine yakınları tarafından açılan tam yargı davasından kaynaklanmaktadır.

 

İlk derece mahkemesi, saldırının idare tarafından öngörülebilir olmadığı ve üçüncü kişinin eylemi ile idari faaliyet arasında nedensellik bağı bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

 

Danıştay ise olayın yalnızca saldırganın eylemi üzerinden değerlendirilmesini yeterli görmemiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden saldırgan hakkında daha önce tehdit içerikli söylemler ve şikâyetler bulunduğu, üniversitedeki gerilimden idarenin haberdar olduğu ve buna rağmen gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığı anlaşılmıştır.

 

Daire özellikle, kamu kurumlarında çalışanların ve vatandaşların can ve mal güvenliğinin sağlanmasının kamu hizmetlerinin düzenli yürütülmesinin bir gereği olduğunu vurgulamıştır. Bu kapsamda gerekli güvenlik personelinin görevlendirilmesi, girişlerin kontrol edilmesi ve hizmetin niteliğine uygun güvenlik tedbirlerinin alınması idarenin yükümlülükleri arasında değerlendirilmiştir.

 

Üçüncü kişinin eylemi nedensellik bağını kesmedi

Kararın en önemli yönlerinden biri, üçüncü kişinin kasıtlı eyleminin varlığının tek başına idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığının kabul edilmesidir.

 

Somut olayda saldırganın üniversite çalışanı olması nedeniyle güvenlik kontrolünden geçirilmeksizin binaya girebilmesi, silahını binaya sokabilmesi, olay sırasında etkili bir güvenlik müdahalesinin bulunmaması ve daha önceki tehdit ve şikâyetlere rağmen gerekli tedbirlerin alınmaması birlikte değerlendirilmiştir.

 

Danıştay bu koşullar altında, saldırganın eylemi ile idari faaliyet arasındaki nedensellik bağının kesilmediği ve meydana gelen zarardan idarenin hizmet kusuru nedeniyle sorumlu olduğu sonucuna ulaşmıştır. Bu nedenle davanın reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuştur.

 

Değerlendirme

Karar, tam yargı davalarında hizmet kusurunun belirlenmesinde zararı doğrudan kimin meydana getirdiği sorusunun tek başına yeterli olmadığını göstermektedir. Asıl değerlendirilmesi gereken hususlardan biri, idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin niteliği gereği almakla yükümlü olduğu önlemleri alıp almadığı ve bu eksikliğin meydana gelen zararla uygun bir nedensellik bağı oluşturup oluşturmadığıdır.

 

Bu nedenle üçüncü kişinin ağır ve kasıtlı eylemi, somut olayın koşullarına göre idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmayabilir. Özellikle zararın öngörülebilir hâle geldiği ve idarenin buna rağmen gerekli güvenlik tedbirlerini almadığı durumlarda, üçüncü kişinin eylemi ile hizmet kusurunun birlikte değerlendirilmesi gerekir.

 

Bu yönüyle karar, Anayasa m.125'teki idarenin sorumluluğu ilkesi, İYUK m.2/1-b'deki tam yargı davası ve hizmet kusuru–nedensellik bağı ilişkisi bakımından uygulamada dikkate alınabilecek nitelikte bir Danıştay kararıdır.

 

 
 

©2022 by Just Hukuk

bottom of page