Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının Geri Alınması: Hukuki Şartların Sonradan Anlaşılması ve İdari İşlemin Sebep Unsuru

Danıştay 10. Daire, E.2024/405, K.2026/361, 05.02.2026
Anahtar Kelimeler: Türk vatandaşlığı, yatırım yoluyla vatandaşlık, vatandaşlık kararının geri alınması, 5901 sayılı Kanun’un 40. maddesi, idari işlemin sebep unsuru, hukuki güvenlik.
Özet
Danıştay Onuncu Dairesi, yatırım yoluyla istisnai olarak kazanılan Türk vatandaşlığının dayanağı olan döviz alım belgelerinin gerçeğe aykırı düzenlendiğinin sonradan tespit edilmesi ve taşınmaz yatırımına ilişkin uygunluk belgesinin iptal edilmesi üzerine vatandaşlığın geri alınmasını hukuka uygun bulmuştur. Daire, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 40. maddesi kapsamında geri alma için gerekli hukuki şartların, vatandaşlığın kazanıldığı tarihte mevcut olup sonradan öğrenilen olgulara dayanabileceğini vurgulamıştır.
Giriş
Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılması, mevzuatta belirlenen yatırım koşullarının yerine getirilmesine bağlıdır. Başvuru sürecinin tamamlanması ve vatandaşlığın Cumhurbaşkanı kararıyla kazanılması, bu koşulların gerçekte mevcut olmadığının sonradan anlaşılması hâlinde kararın geri alınmasına engel oluşturmaz. Bununla birlikte, vatandaşlık gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı bir statünün geri alınması, idarenin işlem tesis etme yetkisi ile hukuki güvenlik ve idari işlemlerin sebep unsurunun hukuka uygunluğu arasında dikkatli bir denge kurulmasını gerektirir.
İncelenen kararda Danıştay, yatırımın gerçekliği ve vatandaşlığın kazanıldığı tarih itibarıyla yasal koşulların mevcut olup olmadığı üzerinden uyuşmazlığı değerlendirmiştir.
Hukuki Değerlendirme
Afganistan vatandaşı davacı, taşınmaz yatırımı yoluyla istisnai Türk vatandaşlığı kazanmak üzere başvurmuş ve 27.09.2022 tarihli Cumhurbaşkanı kararıyla vatandaşlığa alınmıştır. Ancak yatırımın dayanağı olan döviz alım belgelerinin gerçeğe aykırı düzenlendiğinin tespit edilmesi üzerine taşınmaz yatırım tespit belgesi iptal edilmiş; ardından 5901 sayılı Kanun’un 40. maddesi uyarınca vatandaşlığın geri alınmasına karar verilmiştir.
Uyuşmazlığın temelini, vatandaşlığın kazanılmasından sonra ortaya çıkan tespitlerin geri alma işlemine dayanak oluşturup oluşturamayacağı sorunu oluşturmaktadır. 5901 sayılı Kanun’un 40. maddesi, vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin kararların hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiğinin sonradan anlaşılması hâlinde geri alınmasını öngörür. Yönetmeliğin 66. maddesi de geri alınan kararın ilk karar tarihinden itibaren hükümsüz hâle geleceğini düzenlemektedir.
Danıştay, bu hükümleri değerlendirirken önemli bir ayrım yapmıştır: Geri alma sebebi, vatandaşlığın kazanılmasından sonra meydana gelen yeni bir olguya değil, vatandaşlığa alınma tarihinde mevcut olan ancak daha sonra tespit edilen bir hukuki veya maddi eksikliğe dayanmalıdır. Dolayısıyla sonradan yapılan tespit, geçmişteki koşulların gerçekte sağlanmadığını ortaya koyuyorsa Kanun’un 40. maddesinin uygulanması mümkündür.
Somut olayda, yatırım yoluyla vatandaşlık kazanılabilmesi için mevzuatta öngörülen tutar ve koşullarda gerçek ve hukuka uygun bir yatırım yapılması gerektiği kabul edilmiştir. Davacı adına önceden uygunluk belgesi düzenlenmiş olmasına rağmen, bu belgeye esas döviz alım belgelerinin gerçeğe aykırı olduğunun tespit edilmesi üzerine belgenin iptal edildiği ve bu iptal işlemine karşı dava açılmadığı belirtilmiştir. Daire, bu olgular karşısında vatandaşlık için gerekli yatırım koşulunun başlangıçta sağlanmadığı sonucuna ulaşmış ve geri alma işlemini hukuka uygun bulmuştur.
Kararın isabetli yönü, vatandaşlığın geri alınmasını yalnızca idarenin sonradan değişen değerlendirmesine değil, vatandaşlığın kazanıldığı tarihte mevcut olan koşulların gerçekte sağlanmamış olmasına dayandırmasıdır. Bununla birlikte, idarenin egemenlik yetkisinin genişliği, geri alma işleminin yargısal denetimden bağışık olduğu anlamına gelmez. Danıştay da kararında, geri alma nedenlerinin somut, yeterli ve ciddi bilgilerle ortaya konulması gerektiğini açıkça belirtmiştir. Bu yaklaşım, vatandaşlık statüsüne müdahalenin maddi temele dayanması ve sebep unsurunun denetlenebilir olması bakımından önemlidir.
Sonuç
Danıştay Onuncu Dairesi, yatırım yoluyla vatandaşlık kazanılması için gerekli koşulların vatandaşlığın kazanıldığı tarihte mevcut olmadığının sonradan anlaşılması hâlinde, 5901 sayılı Kanun’un 40. maddesi uyarınca vatandaşlık kararının geri alınabileceğini kabul etmiştir. Karar, sonradan ortaya çıkan her olgunun geri alma sebebi sayılamayacağını; belirleyici olanın, vatandaşlığın kazanıldığı tarihteki hukuki koşulların gerçekten sağlanıp sağlanmadığı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu yönüyle karar, idarenin geri alma yetkisini maddi olgularla sınırlayan ve idari işlemin sebep unsurunu merkeze alan bir yaklaşım sergilemektedir.



